Kendini Tavuk Zanneden Kartallar

KENDİNİ TAVUK ZANNEDEN KARTALIN HİKAYESİ

Bir gün civcivler dışarıda oynarken bir kartal yumurtası buldular ve gizlice kendi kümeslerine getirdiler. Yumurta oldukça büyüktü ve bunun, çok büyük tavuğa ait büyük bir yumurta olduğunu düşündüler.

Daha sonra anne tavuk kümese geldi, ona da bunun büyük bir tavuk yumurtası olduğunu söylediler. Böylece anne tavuk bu yumurtayı bağrına bastı ve üstünde kuluçkaya yattı. Bir gün yumurta çatladı ve içinden siyah tüylü çok farklı bir şey çıktı. Tüm tavuklar onun farlı görünen bir civciv olduğunu düşündüler. Bu farklı civciv, büyümeye başladıkça daha da farklı görünmeye başlıyor, tüyleri uzuyor, güzel siyah bir renge bürünüyordu. Ancak annesi sandığı tavuk dahil olmak üzere, çevresindeki herkes onun bir tavuk olduğu konusunda o kadar emindi ki, kendisi de bu farklılığı hiç sorgulamıyordu. Annesi tavuk, onu bir tavuk gibi büyütmeye çalışıyor, onu tehlikelerden korumak için çeşitli korunma yöntemlerini öğretiyordu.

Bir gün kümeslerinde otururken, havadan hızla heybetli bir kuş geçti. Kendini tavuk sanan kartal annesine dönüp sordu:

– Anne bu ne?

– O bir kartal yavrum. Kuşların en heybetlisidir.

Hayır yavrum, sen bir tavuksun. Senden önce pek çok kişi denedi ama başaramadı. Bu yüzden sonunda hayal kırıklığı yaşayacağın bir hayalin peşinden gitme, kendini üzme.

Kendini tavuk sanan kartal, annesinin söylediklerini çok fazla sorgulamadan kabul etti. Hala içinden gelen ses, aslında onun da uçabileceğini söylemesine rağmen, fazla üstüne gitmedi ve hiç ama hiç denemedi.

Bir kartal olarak doğdu ama bir tavuk olarak hayatını geçirip, bir tavuk olarak öldü.

 

    Bu hikaye, psikolojide 'öğrenilmiş çaresizlik' olarak adlandırılan durumu çok güzel özetleyen bir hikaye.  Öğrenilmiş çaresizlikte, canlıya bir takım sınırlar çizilir ve bu sınırlara engeller konulur. Canlı sınırı her geçmeye kalktığındA bu engellerle karşılaşır ve bir süre sonra çaresizliği öğrenir, kabullenir. Daha sonrra bu engeller ortadan kalksa bile nasıl olsa başarısız olacağım inancıyla canlı yeni girişimde bulunmaz ve o sınırlar içinde hayatını sürdürür.

    Günümüz modern toplumlarının da baş belasıdır bu 'öğrenilmiş çaresizlik'. Bir takım kalıplar içine sokuluruz ve zamanla bu kalıplara alışırız, bunlarınn dışına çıkmak, potansiyellerimizi keşfetmek, denemek, çabalamak aklımıza dahi gelmez. 'sen kadınsın yapamazsın' derler, 'bu yaşta olur mu hiç öyle şeyler' derler, 'boş hayaller peşinden koşma' derler ' otur oturduğun yerde derler' 'elalem ne der' derler...Ve zaman içinde sizin kapasitenizin belki de çok altındaki sınırlar içinde yaşayıp geberip gitmeye ikna ederler...

    Norma Jane'den bugünlük bu kadar...Kıssadan hisse...Lafım tüm kendini tavuk zanneden kartallara... Uçmayı deneyin!... Ya bi deneyin!... ( Ha bi de kendini kartal zanneden tavuklar var gerçi...Bilahare onlara da değinicem beklesin onlar...)

    Esen kalın...

    Gabrielle JEANE

 

 

Share Button

 
 
 
 
 

google - site - verification: google6a64f2bf44ffd5fb.html