İskoçya

İSKOÇYA

İskoçya'yı görmek en büyük hayallerimden biriydi...Edinburgh aşkı ile yanıp tutuşuyordum...Ne alaka derseniz, yıllar yıllar evvel Sandra Bullock'un son derece dandik...klişe, romantik komedi filmindeki bir sahneden etkilenmiştim. Film o kadar sıradandı ki şu anda ne adını ne de konusunu hatırlıyorum...Ama bir sahne var ki fotoğraf karesi gibi aklımda...Sandracık işte paralı zengin cillöp gibi adamı reddedip gerçek aşkı seçiyor (Peh!)...Böyle son dakkada verdiği bu karardan ötürü gururlu huzur içinde muhteşem iskoçya highlands manzarasını izliyor...tabi hava buz gibi...sevgilisi arkasından koşup ona kocaman ekose yün bir şal getiriyor, arkadan sarıyor bizim Sandracığı...sonrası malum..ateşli bi öpüşme...Ya belki de sahne tam olarak böyle değildi ama işte benim iflah olmaz romantik şakacı beynim böyle kodlamış bu sahneyi...Kafaya koydum gidicem iskoçyaya Sandra'ya nispet yaparcasın dalıp dalıp gidicem o muhteşem manzaraya...sevgilim de arkadan koşup bana üşümeyeyim diye battaniye..olmadı polar..olmadı bi şal mal bişi yetiştiricek veeee....Neyse gerçek hayatta benim romantik komedinin nasıl bittiğini birazdan yazıcam...zira Sandranın filminden bir hayli farklıydı...Neyse...

Britanya turumda en çok İskoçya'ya hayran kaldım. Dağları, gölleri, nehirleri, orta çağdan kalma kaleleri, ekose pilili etekli yakışıklıları adamı şair yapar alimallah! Mutlaka gidin mutlaka görün!

İskoçya, Britanya Adasının en kuzeyinde yer alıyor. Bu yüzden yazın ortasında gitmeme rağmen epey bi totomuz dondu.

İskoçya'nın kendine ait bayrağı,başkenti, parlamentosu, dili, milli marşı hatta ve hatta kendilerine ait pound'ları dahi olsa da sonuçta United Kingdom'a bağlı. Tabi bunlar bir ara havalara girip bağımsız olma fikrine kapıldılar...Kapılmadılar değil...Tabi UK'in en önemli doğal kaynaklarının bu topraklarda yer alması bu özgüvenin başlıca nedeniydi. Gelgelelim, UK 'o iş öyle olmaz cınım!' dedi ve doğal kaynakların ülkelerin nüfusları oranında paylaşılacağını bildirdi. Bunun üzerine İskoçya referandumda son dakikada çark etti ve UK'in güvenli kollarını seçti.

İskoçya üç ana bölgeye ayrılırmış:

  • Highlands ( Adı üstünde dağlık yüksek bölge. İşte benim kıytırık Sandra Bullock romantik komedisinde izleyip de ayılıp bayıldığım, uğruna tası tarağı toplayıp görmeye gittiğim yerler.)

  • Central Belt (Deniz seviyesine yakın olan, nüfusun çoğunun yaşadığı yerler. Zaten İskoçya'nın en önemli en kalabalık üç şehri; Edinburgh, Glasgow ve Stirling de burada)

  • Southern Uplands (Güneydeki tepelik araziler


 

EDİNBURGH

Büyük olasılıkla Edinburgh'da ilk gideceğiniz yer: EDİNBURGH KALESİ. Kalenin girişinde sizi vakti zamanında İngilizlerin canına okumuş Kahraman İskoç William Wallace ve yine en az onun kadar kahraman Robert The Bruce'un bronz heykelleri karşılar. William Wallace'ı, Mel Gibson'un efsane filmi 'CESUR YÜREK' ten hepimiz biliyoruz. (Bu arada film yarı kurgusaldı hatırlatayım, abartmaya gerek yok.) Kale güzel, görkemli...Manzara cillöp...Ama bana kalırsa hiç boşuna para verip de kalenin içine girmeyin derim, öyle çok matah bir şey yok. Bildiğimiz kale işte, internetten bakıverin fotolarına.

1 EDINBURGH'DA SIRADAN BİR GÜN...GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ AMCAM ETEĞİNİ GİYMİŞ..EFİL EFİL..İŞİNE GİDİYOR...

2 EDINBURGH KALESİNDEN ŞEHRE BAKIŞ...

Edinburgh büyüleyici bir şehir...Bizim gibi ağaca,doğaya yeşile hasret büyüyenler için gerçekten büyüleyici. Her yerden tarih fışkırıyor...ağaç,çiçek,su fışkırıyor...Sanat fışkırıyor...Ben yazın ortasında gittiğim için hava çok güzeldi, bana göre soğuktu ama donmuyorsunuz, ince bir montla gezebilirsiniz. Çok yağış alan bir yer fakat hiçbir zaman bardaktan boşalırcasına yağmıyormuş...Hatta bazen yağmur yağıyor mu yağmıyor mu emin olamıyorsunuz...Sanki birisi spreyli şişeden su sıkıyor gibi...

EDINBURGH YAKTIN BİZİ...

Bu muhteşem şehirde ve highland'de birbirinden harika fotolar çektim. Zaten her yer o kadar güzel ki...Nereyi çekeceğinizi şaşırırsınız. Ekoseli şallarla, berelerle şehrin her bir santimetrekaresinde poz verdim durdum...Muazzam kareler yakaladım...E hadi anlatacağına fotoları görelim! dediğinizi duyar gibiyim...Yo yo yooo dostum...İşte bu mümkün değil...Üç beş kıytırık kare dışında elimde hiç bir şey kalmadı. Çünkü, fotoları kolaylık olsun diye cep telefonuyla çektik ve İskoçya'daki son günümüzün gecesinde telefonu çaldırdık...Hem de otelde...Bizim aypon6 sizlere ömür...Ya telefon neyse de o giden fotolar evlat acısı gibi koydu inanır mısınız?

Olay şöyle vuku buldu: Edinburgh'da son günümüz, geç saatte otele geldik...Holiday Inn'de kalıyorduk. Aslında herkese tavsiye edebileceğim, tertemiz bir oteldi. Yemekleri güzel, personel güler yüzlü...Neyse...Restoranda yemeğimizi yedik...'aman yemekler de pek bi güzelmiş', 'aman ne harika fotolar çekmişiz!'diye diye masadan kalktık odaya çıktık...Aaaa..telefon yok! Beş dakika içinde koşarak aşağı indik, telefonun yerinde yeller esiyor... Görevlilere sorduk..Görmedik, duymadık, bilmiyoruz dediler...Aradık, telefon çaldı çaldı ardından kapandı...Kamera kayıtlarını görelim dedik, restoran bölümünde kamera yok dediler...Polisi çağıralım desek, kamera kaydı olmayınca bi işe yaramaz dediler...Böyle kıçımıza baka baka döndük odamıza...

Aklınızda bulunsun, bu gibi durumlar için 'ı phonu bul' diye bir program varmış ve apple kimliğinizle telefon açık olduğu müddetçe anında yerini tespit edebiliyorsunuz,hem de nokta atış. Aslında bu çalınan telefonda da bu program vardı da biz o teleşta internetten yer tespiti yapmayı unuttuk, aklımıza geldiğinde de telefon çoktan kapanmıştı.

Kısacası, nerede olursanız olun, dünyanın en prestijli otelinde dahi olsanız, eşyalarınıza sahip çıkın ve değer verdiğiniz bütün anılarınızı yedekleyin!

,

3 EDINBURGH'UN TARİH FIŞKIRAN CADDELERİ...

Edinburgh caddelerine bir tam günümü ayırdım ve bütün şehri baştan sona tabanvay ile gezdim. İlk etapta şöyle bi ne var ne yok görelim diyorsanız mutlaka hop on hop off otobüslerine binip şehri turlayın. Daha sonra gitmek istediğiniz her yere yürüyerek veya taksiyle gidebilirsiniz. Çok büyük bir şehir olmadığından merkezi yerlere gitmek için taksi gayet hesaplıydı bence.

Edinburgh'un en gözde alışveriş caddesi Royal Mile...Para harcayasınız çoksa buralarda takılabilirsiniz.

Princess streeth'de yine çok gözde ve çok güzel bir cadde ve Edinburgh'un istiklal caddesi burası. Eee prenses caddesi olur da kral ve kraliçe caddesi olmaz mı? Princess Streeth'in paralelinde de yine çok işlek bir cadde olan Queen streeth ve George Streeth var...Edinburgh'un ana arterleri buralar diyebiliriz.

4 SCOTTISH NATIONAL GALLERY (Princess streeth)

ROSLİN ŞAPEL (ROSSLYN CHAPEL): Edinburgh'a kadar gitmişken şehre 10 km mesafedeki bu şapeli görmeden dönmeyin. İçindeki heykellere, kabartmalara ve vitraylara hayran kalırsınız. Ayrıca Dan Brown'ın Davinci Şifresi kitabında da gizemlerin düğün noktası olan bir şapel olması nedeniyle de ayrıca bir çekiciliği vardır buranın.

 

HIGH LANDS: Burası İskoçya'nın dağlık kuzey ve batı bölgesi. Edinburgh'dan giderken yolları gözümü bile kırpmadan hayran hayran izledim. Her yer yemyeşil...cam gibi göller, görül gürül nehirler...çiçekler...bembeyaz bulutlarla bezeli masmavi bir gökyüzü..Şiir gibiydi highlands...Fakat söylediklerine göre çok eskiden buranın doğası çok daha vahşiymiş. Ormanlar şimdi nesli tükenmiş bir çok hayvan türüne ev sahipliği yapıyormuş. Anlayacağınız benim nutkumun tutulmasına neden olcak güzellikteki bu bölge aslında Highlands'ın bozulmuş haliymiş.

Biz Türkiye'den turla gittiğimiz için rahattık fakat siz THY'nin Edinburgh seferiyle gidip, buraları gezmek için orada da tur ayarlayabilirsiniz. Viator veya Highland Explorer Tours '2 günlük, 3 günlük 5 günlük turlar ayarlayabilirsiniz. Sizi otelinizden alıp tekrar otelinize bırakıyorlar. Bence çok da güzel olur. Böylelikle kahvaltı dahil pansiyonlarda (evlerin bazı odalarını misafirlere tahsis etmek suretiyle ponsiyona dönüştürmüşler) yerel halkla daha çok kaynaşma fırsatınız olabilir. Ayrıca bu turlar çok daha detaylı gezdiriyormuş diye duydum. İskoçya'da görülmesi gereken ne varsa gösteriyorlarmış anlayacağınız.

5 HIGH LAND'DE KİLT GİYMİŞ, GAYDA ÇALAN BİR LOKAL BEYFENDİ...

İskoç erkeklerinin giydiği bu ekose pileli yün eteklere KİLT deniyor. Günümüzde de hala resmi davetlerde, balolarda, düğünlerde erkekler bu yerel kıyafeti giyiyorlar. Pek de yakışıyor bence. Hiç de öyle feminen falan durmuyor. Kiltlerin deseni klanlara göre değişiyor. Klan dedikleri bir nevi bizim büyük aşiretler gibi bir şey işte. Gayda da milli çalgıları...Viski de milli içecekleri...

6 HIGH LANDS


 


 

7 HIGHLANDS


 

LOCH NESS: High Land'de güzelce bir göl...Fakat suları bulanık ve kahverengi olmayaymış iyiymiş, beslendiği nehirlerden ve toprak yapısından dolayı çok afedersiniz b.k rengi suyu var. Hani insan o yemyeşil doğada, masmavi bir göl arzuluyor...Neyse yine de güzeldi tabi, gitmeli görmeli. Bi de bunların bir 'loch ness gölü canavar' efsaneleri var aynı bizim 'van gölü canavarı' gibi bişey. Güya vakti zamanında gölde böyle bi ejderha kuyruğu gibi bir şey görüntülenmiş miş de...Vay efendim canavar gölün altındaki mağaralara saklanmış mış da...Yaw he he..Hatta canavara bir de isim takmışlar. 'Nessie'ymiş bu yerel canavarcağızın adı. Sonuçta güzel bir pazarlama stratejisi. Loch ness'in her köşesinde Nessie'nin anahtarlıkları, magnetleri, tişörtleri, posterleri...her bir şeyleri satılıyor.

8 LOCH NESS GÖLÜ...


 

9 LOCH NESS GÖLÜ


 

 


 

İSKOÇYA'DA NE YİYELİM?

Bir kere İskoçya'da et harika. Bu kadar geniş yeşil araziler olunca hayvanlar da semirmiş anlayacağınız. İskoçya'da şehirler arasında seyahat ederken uçsuz bucaksız yemyeşil çayırlarda koyunlar...anguslar...sere serpe dolaşıyor. Başlarında ikide bir onları değnekle dürtükleyip duran, itip kakan çobanları da yok... Hayvanlar stresten uzak etleri lokum gibi...Bol bol et yemekleri yiyebilirsiniz...Bunun yanında İskoçya deyince akla ilk gelen şeylerden biri de somon balığı. Hepimizin somon deyince aklına Noreç gelir ama aslında somonlar yumurtlama dönemlerinde İskoçya kıyılarına geldikleri için. Somon (salmon) balığının vatanı İskoçya'dır diyebiliriz. Bol bol tüketebilirsiniz. Restoranlarda her çeşidi mevcut üstelik gayet hesaplı.

İskoçya ile özdeşleşmiş bir diğer lezzet de Haggis. Sakatat sevmediğimden tadına bakamadım açıkçası ama beraber gittiğimiz gurupta üst üste üç tabak hüpleteni gözlerimle gördüm. Bizdeki işkembe çorbasına biraz benzer. Bir de söylentiye göre bu yemeğin afrodizyak etkisi varmış. Bence bu yemeğin bu kadar meşhur olmasının temel sebebi de bu.

10 Afrodizyak etkili meşhur HAGGIS

İskoçya yaz yaz bitmez...Gitmeli görmeli...Ama şu viski konusuna da değinmeden geçemeyeceğim.

İSKOÇYA'DA NE İÇELİM?

Ya bu da soru mu şimdi? Tabi ki de İskoçya da fiski için!! İskoçya viski demektir...Viski İskoçya demektir... İşte imdadınıza hızır gibi yetiştim ve viskiyle ilgili tüm gerçekleri sizler için yazdım:

VİSKİ KONUSUNDA BİLMEMİZ GEREKEN HER ŞEY:

  • Viski Nedir: Viski kelimesi İrlanda ve İskoçya lehçelerinde 'yaşam suyu' anlamına gelen 'uisge beatha' dan geliyormuş...Vay arkadaş! Şimdi bunu da öğrendikten sonra içtikçe içesi geliyor insanın. İskoçya ve İrlanda arasında bu viski yüzünden epey bir çatışma var. Tıpkı bizim Yunanistanla bazı ortak yemeklerimiz konusunda takışmamız gibi bunlar da yok viski benim milli içeceğim yok olmaz ilk biz bulduk bizim milli içeceğimiz diye atışıp duruyorlar. İskoya viskisini özel kılan en önemli unsur İskoçyanın, temiz ve yumuşak sularıdır.

  • Viski Nasıl Olmalıdır: Viskinin tarihi İskoçya'da 1400'lere dayanır. O zamanlarda toplumdaki bozulmalar ve yüksek vergiler nedeniyle Viski önemli ölçüde merdiven altı üretiliyordu. Daha sonra 1823'te çıkarılan kanunla bir takım standartlar getirildi. Bu standartlar günümüzde dahi geçerlidir. Bu standartlardan bazıları:

  • Rengi karamel olacak

  • 700 lt'yi geçmeyen meşe fıçılarda en az 3 yıl bekletilecek.

  • İskoçya'da bekletilecek

  • Alkol oranı %40'ın altına inmeyecek.

  • İskoç Viskisi Kaça Ayrılır: Şimdi efendim İskoç fiskisi ikiye ayrılır

  • single malt

  • blended malt

Single malt, tek bir damıtım evinde damıtılan ve şişelenen viskilerin ortak adıdır. Single malt viskiler bildiğimiz viski bardağı ile içilmez...Bizim bilmediğimiz, tombul karınlı, dar ağızlı, küçük ayaklı single malt viski bardağında içilir. (Boşuna aramayın paşabahçede de satılmıyor, siz yine de normal viski bardağında için ya bişey olmaz.) Bu viski bardağıyla viskinin kokusu ve aroması daha iyi hissediliyormuş.

Single Malt üreticileri ülkenin çeşitli bölgelerinde kendine has tat ve aromaya sahip viskiler üretirler.

  • Speyside Scotch: tadı hafif ve biraz tatlımsıdır. (Glanlived, Balvanie, Macallan)

  • Islay Scotch: Tadı kuvvetlidir. En önemli özelliği ise hafif isli bir aromasının olmasıdır. Şifa niyetine içilir. (Laphloraig, Bowmore)

  • Highland Scotch: Tadı kuvvetlidir ve meyve aroması baskındır. (Glenmorangie harika....)

  • Island Scotch: Tadı kuvvetli ve bu bölgede üretilen viskide de meyve aroması baskın. (Talisker, Isle of Jura)

  • Campletown scotch: Tadı isli...kuru...odun notaları hakim. Yani içemezsen al parfüm diye sık...(Springbank, Glenscotia)

  • Lowland Scotch: Tadı hafif..ama çok popüler değil..Geç bunu...

Gelelim blended malt'a...

Blended Malt , bir kaç üreticinin farklı yerlerde damıttığı single maltların damıtılmasıyla oluşur. Hepimizin bildiği Jack Daniel'slar, Chivas Regal'ler, J&B'ler, Johnny Walker'lar blended malt viskilerdir. İskoçyanın Blended viskilerinden 'The Famous Grouse'..'The Snow Grouse' ve türevleri freeshop'lardan hem kendinize hem eşe dosta hediyelik almak için iyi seçimler olabilir.

  • Viski Neyle İçilir Neyle İçilmez: Viski en iyi robdşambr ile ile, kristal viski bardağında içilir. Zira türk filmlerinden bilinç altımıza kodlanan viski kültürü bunu gerektirir...Şaka bi yana...Viski en iyi kuru etle veya bitter çikolata ile gider. Hadi onu bulamadın tuzlu kuruyemiş de olur. Ama yağlı ağır yemeklerle viski içilmez... Viski buz dolabında saklanmaz, oda sıcaklığınd muhafaza edilir. Tabi bu odanın Adana'da olmadığını kabul ediyorum. Serin bir oda...Erzurum'da bir oda olabilir...

Viskinin içine buz doldurulmaz! Soda asla konulmaz...Kolayı aklından bile geçirme... Scotch'ı kolayla içmek, rakının üstüne meyvesuyu koyup içmekle eşdeğerdir. Daha ben sana ne diyim..

İlla viskiye bişey koymak istiyorsan, az miktarda yumuşak ve temiz su konulmalıdır. Buradaki amaç viskinin tadını yumuşatmak değil aroma ve kokusunu daha iyi hissetmeyi sağlamaktır.


 

İskoçya yazmakla bitmez...Aklımda kalan, gördüğüm, duyduğum, öğrendiğim belli başlı şeyleri yazdım...Gidin, görün, gezin...Hayran kalırsınız.

AMA TELEFONU KAPTIRMAYAYDIK İYİYDİ....


google - site - verification: google6a64f2bf44ffd5fb.html