İrlanda / Ireland

İrlanda'yı anlatmaya başlamadan önce bu güzel memleketle ilgili bir kaç bilgi vermek isterim...

* Aslında İrlandalıların ana dili; İrlanda Gaelcesi (İrlandaca) fakat özellikle genç nüfus ana dilini unutmaya yüz tutmuş genelde İngilizce (bizim anlamakta zorlandığımız bir İngilizce...) konuşuyorlar. Bu yüzden ana dilleri okullarda zorunlu ders olarak konulmuş...unutulmasın diye...

* İrlanda'nın öyle modern göründüğüne renkli eğlence hayatına bakmayın. Laik bir ülke değil. Kilisenin etkisi her alanda gayet yoğun. Nüfusun %90'ı katolik. Ülkede; doğum kontrolü yasak. Öyle eczaneden gidip doğum kontrol hapı alamıyorsunuz, kaç çocuğunuz olursa olsun spiral taktıramıyorsunuz. Kürtaj zaten yasak...İmkanları olanlar, doğum kontrol yöntemleri veya istenmeyen gebeliği sonlandırmak için Londra'ya gidiyor. İmkanları olmayanlar, özellikle de gençler ise gayrı meşru olarak, sağlıklarını riske atarak merdiven altı yollarla başlarının çaresine bakıyor. Ha bu arada boşanmak da çok zor...Bu yüzden evlenme oranı da oldukça düşük. Gençler gün be gün evlilik fikrinden uzaklaşıyor. Fakat ilginç bir şekilde kilisenin bütün tepkisine rağmen bu sene 'gey evliliği'ne onay çıktı...Hey yavrum hey! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...Hatta bu sene dünyanın en görkemli 'LGBT Pride'ı Dublin'deydi ve benim de bu dev yürüyüşe en ön saflarda katılma fırsatım oldu.

* İrlanda AB üyesiama Schengen Anlaşması yok!Yani Schengen vizesiyle giremiyorsunuz ama İngiltere vizesiyle girebilirsiniz. Ben İngiltere vizesiyle önce İngiltere'ye oradan da İskoçya'ya geçtim. İskoçya Edinburgh'dan da Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'a uçtum. (Neticede Kuzey İrlanda, İskoçya,İngiltere hepsi United Kingdom çatısı altında, birinin vizesiyle diğerine geçebilirsiniz.)

*İrlanda aslında tek bir ülke değil. Biri, Uk'a bağlı Kuzey İrlanda (Başkenti Belfast), diğeri de İrlanda Cumhuriyeti (Başkenti Dublin)


 

BELFAST

Edinburgh'dan minnacık bir uçakla yarım saatte, Belfast George Best havalimanına uçuverdim Walla burası Adana Şakirpaşa havalimanından hallice bir havalimanı. Bu arada George Best onların efsane futbolcularıymış...Belfast, Dublin'in 166 km kuzeyinde, IRA dolayısıyla biraz kötü bir şöhreti olsa da çok şirin bir yer bence. Yağmurlu bir Belfast sabahında tabii ki yapılacak en iyi şey, önce bir kahve içmek ardından 'Belfast Titanic Museum'ı gezmektir.

1 Belfast'ta sabah kahvesi...


 

TITANIC MUSEUM: Burası Titanik'in batışının 100. yılında açılmış bir müze.

2Belfast Titanic Museum

3 Titanik'ten bir kamaranın uyarlaması...

Titanik, Belfast'ta inşa edilmiş fakat yola çıkış tarihi konusunda çok ciddi baskılar olduğu içn bir takım detayları tamamlanamadan gönderilmiş.


 

Kuzey İrlanda demişken İRA'dan da biraz bahsetmeden olmaz tabi. Şehrin her yerinde özellikle de gettolarda İRA ( İrlanda Cumhuriyet ordusu) izlerini görebilirsiniz. Başlarda Kuzey irlanda'nın İngiltere'ye karşı bağımsızlığı gibi ulvi bir amaç için örgütlense de uzun vadede şiddet, gayrı meşru cinayetler, sivilleri de hedef alan saldırılar nedeniyle ülkeye bir çok zararı da olmuştur. Günümüzde çalışmalarını daha çok siyasi alanda sürdürmektedir. Tabi orada yaşayan yerli halktan duyduğum kadarıyla aslında ülkenin önemli bir kısmı da UK'dan ayrılmak falan istemiyor. UK'ın kanatları altında daha rahat ve güvende olduklarını savunuyorlar. Bu örgüt zaman içerisinde PKKile de kanki olmuş.

4 Belfast Gettolarında...Öcalan'a methiyeler..

5 Bulun bakalım ben nerdeyim?...


 

Her neyse, siyasi konulardan bahsedicek değiliz burda ama amacı ne olursa osun şiddete ve masum insanlara yönelik ölümcül eylemlere bulaşmış hiçbir örgütü haklı bulmam söz konusu olamaz.

6 KUZEY İRLANDA PARLAMENTO BİNASI


 

7 BELFAST CITY HALL (Belediye Binası)


 

Belfast'ta görülmesi gereken yerler arasında; Ulster Müzesi, Belfast Castle, Botanic Gardens de var fakat ben zamanım olmadığı için buraları gezemedim...Bir dahaki sefere artık...


 


 

DUBLIN

Dublin, İrlanda Cumhuriyeti'nin en büyük şehri ve başkenti. Şehrin ortasından Liffey Nehri geçiyor. Cıvıl cıvıl rengarenk bir şehir tabi böyle düşünmemdeki en büyük etken 2015'in en büyük çaplı ve en renkli 'LGBTQ Pride' gösterisine denk gelmem de olabilir. Onu zaten ayrıca yazacağım. Dublin'de, 'Cylde Court Hotel' de kaldım, Lansdowne caddesinde dört yıldızlı bir otel, kesinlikle tavsiye ederim. Şehir merkezinde ve Dublin'in İstiklal Caddesi olan Grafton Streeth'e yürüme mesafesinde. Her yere yürüyerek ve taksiyle gittim açıkçası hiç toplu taşımayı kullanmama gerek kalmadı. Otelin dekorasyonu ve akşam yemeklerinde misafirlere eşlik eden piyano harikaydı..

8 Dublin'in kapıları meşhur dediler, kapı kapı gezdim foto çekildim. Ben poz verme konusunda çok yaratıcı olamasam da kapılar son derece yaratıcıydı gerçekten...


 

Dublin'de gidilmesi, görülmesi zaruri yerler:

TRINITY COLLEGE: Tinity ismi çok sevimli geldi, nedir diye sordum; baba-oğul-kutsal ruh üçlemesine verilen isimmiş. 16. yy'da kurulmuş. Oscar Wilde, Samuel Beckett buranın mezunları arasında. En az Cambridge, Oxford Üniversiteleri kadar forsu var aslında. Trinity College'de çok meşhur bir kütüphane var. aslında müze de diyebiliriz. Book of Kells; bin yıllık el yazmalarını görebilirsiniz. İrlanda'nın büyük hazinesi. ( Giriş 10 €, 09.30 - 16:30 arası ziyaret edebilirisiniz). 200 bin kitabın bulunduğu 'Long Room' büyüleyici. 'Turning Darkness into Light' sergisini de gezebilirsiniz.

9 THE LONG ROOM

10 THE LONG ROOM

Ha bu arada Trinity College'den çıkınca, Grafton Streeth'e doğru giderken hemen köşe başında, 'Irısh Whisky Museum'var. Bi taşla iki kuş derseniz oraya da bir uğrayın...Girişi 15 € 'ydu sanırım tam hatırlamadım şimdi. Hediyelik veya kendinize İrlanda viskisi de satın alabilirsiniz. Viski tadımı da yapabilirsiniz. İrlandalıların viskisi de en az İskoçların viskileri kadar ünlüdür...Hatırlatayım.

GRAFTON STREETH: Burası kısaca Dublin'in İstiklal caddesi. Cıvıl cıvıl...Harika butikler var. En güzeli de sokak sanatçılarıyla dolup taşıyor olması...

11 GRAFTON STREET ('Allahallaa..Bu heykeller dün burda yoktu, ne zaman dikmişler diye düşünürken, heykellerin yeşilli hanfendinin elini sıktıklarına şahit oldum!)

12 GRAFTON STREET RENKLİ...DUBLİNLİLER DAHA RENKLİ...

13 SOKAK SANATÇILARIYLA ARAM HEP İYİ OLMUŞTUR...

NATIONAL MUSEUM OF IRELAND: Bu güzide müzemiz siz sevgili turistlere pazartesi günleri hizmet veremiyor. Pazar günleri de yarım gün açık. Onun dışındaki günler (geriye ne kaldıysa artık) sabah 10'dan akşam17'ye kadar gidin gezin. Arkeolojik kazıntılar, tarihi eserler, İrlanda geleneksel yaşamı hakkında bilgiler, hayvan..börtü...böcek...Gezin işte...

14 NATIONAL MUSEUM OF IRELAND

TEMPLE BAR DISTRICT: Sizi bilmem ama İrlanda deyince benim aklıma ilk gelen şeylerden biri 'IRISH PUB'. Sadece İrlanda'da değil Britanya'da gezdiğim her yerde inanılmaz bir 'pub' kültürü var. Bizdeki gibi birahane gibi yerler değil. İnsanlar için sosyalleşme alanları. Pub kelimesi aslında 'public' yani 'halk' kelimesinin kısaltılmışı. İngiltere'de de İrlanda da çalışan kesim bile öğle aralarında publara takılıp iki kadeh bişeyler içer. Bizde olsa işten atılma sebebidir! neyse...İşte Irısh pub ceneti diyebileceğimiz yerdir İrlanda da 'Temple bar sokağı'. Zaten ismini de oranın meşhur barı 'TEMPLE BAR' dan alıyor. Gayet güzel yerel lezzetler tadabileceğiniz restoranlar, irish müzikleriyle coşup meşhur biraları guinness'e doyabileceğiniz hareketli bir bölge burası.

15 ALKOL VAR MI GENŞLER?...


 

ST. PATRIICK'S DAY: Bu zat-ı muhterem MS 432'de İrlanda'ya hristiyanlığı getiren kişi imiş. O yüzden her yıl 17 Mart'da St. Patrick günü kutlanıyor. Herkes hatta bütün sokaklar yeşillere bürünüyor. İçki su gibi akıyor ( Dini bir günün alkolle birlikte kutlanması bize ne kadar tezat dimi). Yani festival zamanı Dublin çok keyifli oluyormuş fakat bu seferde otel fiyatları yükseliyor, konaklama sıkıntısı gündeme geliyor...O yüzden erken rezervasyonlu gidin.


 

GUINNESS STOREHOUSE: irlanda'nın meşhur siyah birası Guinness'in üretildiği yer burası. Girişi 18€'cuk. Sabah 9.30'da kapılarını siz sevgili bira severlere açıyorlar, akşam beşte kapatıyorlar. Temmuz- Ağustos aylarında akşam yediye kadar açık.

Bu biranın 250 yıllık geçmişi var boru değil yani. Söylediklerine göre Guinness'in dört sihirli bileşeni varmış: su, arpa, şerbetçiotu, maya.

16 GUINNESS'İM & BEN

Biranın bir doldurulma adabı var. Öyle şorrr diye dökmüyorsunuz bardağa. Önce yarıya kadar dolduruyorsunuz, sonra biraz bekliyorsunuz, köpük aşağı çökünce kalan yarısını dolduruyorsunuz. Biranızı doldurduktan sonra da hemen içmiyorsunuz, biraz bekleyip köpüğünü yatıştırıyorsunuz. Sabır işi yani burada bira içmek. Hatta Guinness reklamlarında sık sık ' Good things come to those who wait' sloganını kullanmış. Yani der ki : ' İyi şeyler, bekleyenlerin olur'... ya da onun gibi bişi işte.....Biranın rengi siyah, köpüğü kaymak kıvamında yoğun ve kaygan. Fakat acı değil, içimi gayet keyifli, yumuşak. Ben çok sevdim.

OLD JAMESON DISTILLERY: Yazımda daha önce de bahsettiğim gibi sadece İskoçların değil irlandalıların da viskileri çok meşhur ve bu konuda da oldukça iddialılar. Hatta irlandalıların söylediğine göre onlar bu işi İskoçlardan önce biliyorlarmış ve viski yapmasını İskoçlar İrlandalılardan öğrenmiş. İşte İrlanda'nın en ünlü viskisi de Jameson. Irish Whikey'ler Scotch'a göre daha yumuşak çünkü bir değil iki değil tam üç kez damıtılıyormuş!!! Şok!..Şok!..Şok!...

Ya ben gitmedim buraya ama, zamanınız varsa gidin görün elbette. İşte güzel meşe fıçıları falan varmış, jameson'un yapımı anlatılıyor, viski tadımları yapılıyor. Hatta bir kaç tadıma gönüllü olursanız, Irısh viski tadımcısı gibi bir sertifika bile veriyorlarmış. Bu sertifikayı Cv'nize yazamazsınız ama kız mız tavlarken faydası olabilir. Netice kadınlar bayılıyor böyle şeylere...


 

DUBLIN'DE NE YİYELİM?

Irish Stew: En meşhur yemekleri bu, çorba mı desem sulu yemek mi desem tam bilemedim İçinde patates soğan havuç falan var bi de haşlanmış löp löp etler var. Et sevenler bayılabilir. Yanında da meşhur soda bread denilen dilimlenmiş, esmer, yoğun bir ekmek getiriyorlar. Bir de tabi vazgeçilmezleri tereyağı...Ben irish stew'den istediğim sonucu alamayınca tereyağını soda bread'e sürdüm sürdüm yedim vallahi. Temple bar bölgesinde bu tarz geleneksel yemekleri bulabileceğiniz pek çok restoran var.

17 Tanıştırayım; İrlanda'nın geleneksel lezzeti 'irish stew'

Bir de yine Temple Bar civarında, acı soslu tavuk kanadıyla meşhur 'Elephant and Castle' diye bir yer varmış. Ben denemedim ama gidenler beğenmişler.

Bütün bunların dışında İrlanda da denemeden dönmemeniz gereken şeyler:

  • soda bread (Meşhur ekmekleri, üstüne tereyağı sürüp yiyosunuz..oh miss!)

  • Guinness ( uzun uzun anlattık zaten bu birayı, İrlanda müzikleri ve dansları eşliğinde yudumlarsanız tadına doyulmuyor.)

  • Somon balığı ( Menüde salmon olarak yazılır. İskoçya ve İrlanda somon balığında 1 numara!)

  • Irish Stew ( bkz. resim 17)

  • Jameson ( İrlanda viskisi)

  • Irish coffee

  • Tia maria (üstü kremalı likör)


 

DUBLIN PRIDE DAY....

Son olarak İrlanda da unutamayacağım bir gün olan 'Dublin Pride Day' den bahsetmek istiyorum. 27 Haziran'da tüm dünyada kutlanan gey, lezbiyen, biseksüel,transeksüel herkesin eşitliğini, haklarını savunan LGBTQ'nun önderliğindeki bu yürüyüşe denk gelmek benim için büyük şanstı. Bir kaç gün öncesinden Dublin'in her tarafı rengarenk bayraklarla, balonlarla donatılmaya başlamıştı bile (malum LGBTQ sembolü gökkuşağı). Hatta hiç bilmeyen biri bu tarihlerde Dublin'e gelse İrlanda'nın bayrağını gökkuşağı dahi sanabilirdi.

27 Haziran 2015 sabahı, sevgilimle birlikte otelimizden çıktık ve Trinity College'i gezmeye gittik...Çıktığımızda Trinity'nin hemen karşısındaki Grafton Street'in çehresi değişmişti bile. Dublin'in neredeyse bütün caddelerini kapsayan bir yürüyüş...yürüyüş kelimesi az kalır bir şov başladı ki sormayın gitsin!... Aynı dakikalarda bizim ülkemizde göstericilere biber gazı ve tazyikli su sıkılıyorken...Dublin'de insanlar bu dev gösteriye hayranlıkla, tebessümle iştirak ediyorlardı.

Hayatımda gördüğüm en sıradışı gösteri yürüyüşüydü. Sıradışı olmasının sebebi gösteriye katılan renkli insanlar değildi ama...Polislerdi... Bütün polisler hazır ve nazır göstericileri korumakla görevliydi. Her an yanlarında , hemen arkalarında, yüzlerinde aşağılamadan küçümsemeden uzak bir tebessümle göstericileri kolluyorlardı. Ne sıra dışı kostümler, ne marjinal insanlar gördüm!...Sıkıysa onları rahatsız edecek bir şey yap bakalım, sıkıysa sözlü bir tacizde bulun bakalım...Polis anında ensende bitiveriyor!!!.. Çok ilginç geldi bana...Özgürlük güzel şey diye düşündüm... Çok eğlendim, çok fotograf çektim, çok yoruldum. Sonunda ayaklarım beni taşıyamaz olunca, otele gitmek için bir taksi çevirdim. Şoförümüz Pakistanlıydı... Aksanlı ingilizcesiyle bana nereli olduğumu sordu, Türküm dedim. Sonra gösteri hakkında ne düşündüğümü sordu. Ne düşündüğüm ortadaydı aslında, gökkuşağı renklerinde bayrağım elimde, caf caflı kıyafetim ve yüzümde kocaman bi gülümsemeyle taksiye bindiğime göre... Başladı bana ahkam kesmeye...Yok ben müslüman mıymışım? Hiç kuran-ı kerim'i okumamışmıyım?...Yok eşcinsellik en büyük günahmış...Allahım ...ben 'ya sabır ' çektikçe susmadı konuşmaya devam etti...Yok hayatı boyunca evlilik dışı ilişkisi olmamış, yok ağzına içki sürmemiş...En sonunda dayanamadım tabi! Bi patlamışım!...'Sen, 'ben Allahım!'' mı diyosun dedim...Neye uğradığını şaşırdı, tövbe dedi. O zaman senin cennete gideceğini onların ceheneme gideceğini nerden biliyorsun dedim. Allahın yarattığını yargılamak sana mı düştü, sen kendi doğrunu yaşa ve öl! dedim...Taksiden de indik...Kalan yolu otele kadar tabanvayla gittik!...