Hindistan

HİNDİSTAN

Hindistan; birbirine karışan baharat kokuları eşliğinde çöpler ve çiçekler... neşe ve ölüm... renk cümbüşü ve sefalet... bitmek bilmeyen bir kaos ve dinginlik deneyimiydi. Kelimeler yetmez buraları anlatmaya o yüzden ben sizinle fotoğraflarımı ve duygularımı paylaşmak istiyorum. Zira bir seyahat yazarı değilim ve teorik Hindistan bilgilerini her yerde bulabilirsiniz... Benim size naçizane göstermek istediklerim var. Umarım bu yazı bir gün oralara gitmeniz için küçücük de olsa bir ilham olur.  Eğer gittiyseniz tekrar hatırlamak ve  hissetmek için size vesile olur...

Hindistan dönüşü çevremdekiler bana merakla soruyordu : 'Hindistan nasıldı??'  Cevap vermek için ağzımı açtığımda öylece kalakalıyordum. Ne desem bilemiyordum...Güzel desem güzel değil çirkin desem asla değil... Hiçbir yere benzemeyen acayip bir yerdi. Ben soranlara Hindistanı şöyle özetliyorum: 'Hindistan başka bir ülke değil....Başka bir gezegen' 

O yüzden bu yazımda hindistan şöyledir böyledir, şu yenir bu içilir gibi bilgiler vermek istemiyorum. Zira seyahat bloggerı değil sadece bir paylaşımcıyım.Fakat ilk başta söylemek istediğim şey: Ben Hindistan'a ' BAŞKA TÜRLÜ MACERA' seyahat şirketi aracılığıyla gittim. Çok da memnun kaldım. Ahanda buraya instagram adreslerini de bırakıyorum: @baska_turlu

Rotayla veya başka şeylerle ilgili bilgi almak için onlara ulaşabilirsiniz. Maceramı gün gün benimle birlikte yaşamak için ise @zelalguvercin instagram hesabımdaki 'HİNDİSTAN' başlıklı hikaye akışımı izleyebilirsiniz.

HİNDİSTAN MACERAMIN KORKUNÇ BAŞLANGICI

Hindistana gitmeye sayılı günler kala çevremdekiler beni sıkboğaz etmeye başladı. 'Aman oralarda hasta olma', 'aman gitmeden aşı yaptır' 'aman oralarda birşeyler yeme içme sakın' hiç birine kulak asmadım. Çekeceğim fotolların, gezeceğim yerlerin hayalini kurmakla meşguldüm fakat bilinç altıma nasıl bir 'hastalık' empoze ettilerse... Hindistana gideceğim gün sabaha karşı bir titreme ile uyandım...Ateş, kusma, ishal...Perişan bir haldeydim. Ayağa kalkmakta bile zorlanıyordum. Ben bu halde nasıl gideceğim diye hüngür hüngür ağlamaya başladım. Ama en sonunda dedim ki kendi kendime 'öleceksem de yolda öleyim!' Eşime tutuna tutuna, yollarda kusa kusa Adana'dan İstanbul'a oradan da Yeni Delhi'ye uçtum. Anlayacağınız bugünün işini asla yarına bırakmayan bu sevgili kardeşiniz 'hasta olma' işini de henüz Hindistan hava sahasına girmeden önce halletti. Aferin bana , zaten zamanlama konusunda hep bir dünya markası olmuşumdur.

 

OLD DELHİ

Cuma Camii

buraları hep çıplak ayakla geziyorsunuz... Önce biraz yadırgıyorsunuz ama sonra alışıyorsunuz.

  • Rikşa denilen bisikletlerle Eski Delhi 'yi gezin, muazzam bir kaos, renk cümbüşü ve gürültü size eşlik ediyor. Kokular ve sesler birbirine karışıyor. Sokakta insanlar, hayvanlar, bisikletler,araçlar hiçbir kural olmaksızın kafasına göre hareket ediyor. Şokları yaşadım.
  • Hindistan geleneksel yemekleri konusunda bir numara Karim's. Yemek konusunda güzel bir başlangıç. Yemeklerin korktuğunuz gibi olmadığını fakat tuvaletlerin korktuğunuzdan da kötü olduğunu görüyorsunuz.

 

CHANDNİ CHOWK 

KHARİ BAOLİ BAHARAT ÇARŞISI

Baharat çarşısını gezerken bir öksürüük ve hapşuruk krizine tutuldum. sadece ben değil bütün ekip gözlerimizden şapur şupur sular akarak, aksırıp öksürerek gezdik. Havada binlerce çeşit baharat tozları uçuşuyordu adeta, kokuların üzerime sindiğini hissettim. Ama o renk cümbüşünü size anlatamam. Muhteşemdi. Hayatımda hiç görmediğim, tatmadığım onlarca belki de yüzlerce çeşit baharat gördüm. Üstüne de bi güzel masala çayı içtim. Oh misss.... Şifa niyetine!

 

GURUDWARA BANGLA SAHIB TAPINAĞI

Sihlerin dünyasına yolculuk....

Bu tapınağı gezerken, tam olarak benim de çözemediğim bir nedenden hüngür hüngür ağlamaya başladım. Gözyaşlarım sel oldu. Eşim bile çok şaşırdı bu duruma... Aslına bakarsanız ben de çok şaşırdım kendime. Orada bütün dinlerden, bütün renklerden insanların; kadın, erkek, çocuk, bebek, yaşlı, genç, siyah, beyaz.... Herkesin ama herkesin hiçbir ayrım gözetmeksizin kendi dilinde ve kendi inandığı ritüelde dua etmesi beni çok etkiledi. İnsan olarak aslında ne kadar aciz olduğumuzu, sığınacak bir limana, tutunacak bir dala ne kadar ihtiyacımızın olduğunu gördüm. Zengin fakir farketmez hepimizin bir umudu var bu hayatta ve o umut yaşatıyor bizi. Valla şiir gibi yazmaya başladım. Ben en iyisi fotolara geçeyim.

Burada 24 saat yemek, bulaşık ve temizlik yapılıyor. Tamamen gönüllülük esas. sorgu sual yok. Yeter ki gel ve bi işin ucundan tut. Kim olduğunun bir önemi yok. Ne ulvi bir şey değil mi?

 

HÜMAYUN TÜRBESİ

TaJ Mahal'e ilham kaynağı olan 'Hümayun Türbesi'

 


google - site - verification: google6a64f2bf44ffd5fb.html