Evliliğinizi Kabusa Çevirmenin 10 Altın Kuralı

EVLİLİĞİNİZİ KABUSA ÇEVİRMENİN 10 ALTIN KURALI.

1- Bir yastıkta kocayın.

Yastıksız yatmayı seviyor olabilirsiniz... Benim gibi yastığı bacak aranıza koyup yatıyor olabilirsiniz. Eşiniz sert yastıkta, siz yumuşak yastıkta yatmayı seviyor olabilirsiniz. Olsun!... Unutmayın ki evlilik demek fedakarlık demektir. Aynı yastıkta yatacaksınız.  Anneannelerinizin, babaannelerinizin çeyizlik yastıklarını hatırlayın mesela. Tevekkeli değil o zamanlarda boşanma oranlarının az,  'Ömrümü yedin!' 'Gençliğimi çürüttün!' nidalarının çok olması.  Böyle upuzun, kocaman, taş gibi çift kişilik yastıkları vardı onların. Bir de  bu yastıkların kenarları fistolu dantelli nakışlı falandı hatırla... Öyle English Home yastıklarına benzemezdi o yastıklar. O kenar dantelalarının, kanaviçelerinin bir amacı vardı.  Böylelikle sabah uyandığında yüzünde; şakağından başlayıp çenene kadar inen dev bir yara izi gibi duran ve kırk kat fondöten sürsen bile öğlene kadar geçmeyeceğini bildiğin, yüzüne 38 dikiş atılmış hissiyle ürperten o yastık izi olur... O iz varya... O iz senin bir yastıkta kocama isteğinin bir nişanesi! Sev o izi... Her sabah yine yenile!!

2- Hiç bir gerekçeyle ayrı yatmayın.

Azıcık eskilerin sözlerini kaale alın. Bir kulağınızdan giriyor diğer kulağınızdan çıkıyor arkadaş! Sonra da benim evliliğim neden toz pembe? Vay efendim benim evliliğim neden yeterince çekilmez değil!

Bak ne diyor eskiler bir kulak verelim: ' Evladım, biz çok kavga ettik, çok depiştik... Rahmetlinin de eli ağırdı laf aramızda... O hooo... Ben onu pavyonda karı kızla mı basmadım...O benim kafamda küçük tüp mü patlatmadı... hey gidi gençlik! Her evlilikte olur böyle şeyler. Ammaaaaaa... Bir gün bile ayrı yatmadık! Yoook... Ne yaşarsan yaşa o yatağa beraber girilecek!... Bir yastıkta kocanacak  (Bkz: 1. madde). Ayrı yatmak da neymiş. Evliliğin bereketi kaçar.'

Regl sancısı, afakan basması, horlama problemi, uyku kaçma krizi,' ışığı söndürsene artık' feryatları, diş gıcırdatma illeti, uykuda sayıklama, yellenmek suretiyle karşı tarafın canına kast etme caniliği, yellenememe sıkıntısı yüzünden kendi canına kastetme acımasızlığı, bacaklarını ayıra ayıra yatma isteği ... Bunların hiç biri sizi yıldırmamalı. Her zaman her koşulda yatağa beraber girilmeli.

Demek ki neymiş; NŞA'da hayran olduğun sevgilinin, yüzünü görmeye sesini duymaya tahammül edemediğin anların olabilir, kavgada bile söylenmeyecek sözler ne yazık ki kavgada söylenmiş, taraflar kırılmış incinmiş hırpalanmış olabilir, yalnız kalıp sümüğünü yorganın kenarına sile sile ağlama ihtiyacı içine girmiş olabilirsin...Bu ahval ve delalet içinde... yok.. Bu ahval ve şarait..Yok ya 'şeriat' tır o...Neyse tam şeapamadım... Sonuçta saçmalama!' Kişisel yaşam alanı',' kendine ait bir oda' falan sakın ha! Dış mihrakların oyunu bunlar. O yatağa beraber girilecek beraber uyunacak... Sabaha kadar ten temasına girmemeye özen gösterilerek uykunun içine s.çılacak. Kapana kısılmışlık hissi taa iliklerinde hissedilecek. Tabi... EVLİLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR!

3- Evdeki kişisel alanları imha edin.

Efendim, paranız azsa bu maddeyi zaten direk geçebilirsiniz ama paranız çok olabilir, 6+1 evde oturuyor olabilirsiniz. Evinizde at olsa rahat rahat koşturabilecek alanınız olabilir. Varsın olsun! Bu, kendinize bir kişisel alan yaratmak için bir bahane olmamalı. Ne demek 'kişisel'? Hangi' kişi'? Sen kişi falan değilsin, evinin kadını, çocuklarının anasısın. Ya da evinin adamı çocuklarının babasısın ( Bu pek uymadı gibi...neyse uysada kodum ay şey yazdım...uymasada) Çok mu yer var evde, misafir odası yap, çevir pimapenle misafir yatak odası yap, misafir helası yap, olmadı kiler yap...Kiler omaza olmazdır mesela. Bol bol erzak depolayın, turşu, salça falan yapın yapın koyun. Burası Türkiye arkadaşım, bi savaş çıksa seni 'kişisel alan'ın mı kurtaracak, o sakladığın erzaklar kurtaracak! Öyle bir köşeye çekileyim, odamda kitap okuyayım, bir şeyler üreteyim, yazayım, çizeyim yemezler cınım o entel dantel ayaklarını!

4- 'Ben' i unutun hep 'biz' olun.

'Biz' omak kadar güzel bir şey var mı bu hayatta. Hatta yazmışım bir yazımda, 'Biz' olabilmek için önce 'ben' olmak lazım diye... Ya siz bana bakmayın, saçmalamışım işte. Unutun o yazıyı. Evliliğiniz yeterince çetrefilli, yeterince allengirli değilse muhtemelen 'ben' olma fikrini sevmişsinizdir. Aman deyim!... Oyuna gelmeyin. Evlilik demek 'biz' demek, 'biz' demek evlilik demek.  Her daim aynı yatakta uyunacak, aynı yastıkta kocanacak (bkz. madde1 ve 2) aynı kişilerle görüşülecek, aynı kişilerle iyi anlaşılacak, aynı anda maç izlenecek, aynı anda pembe dizi izlerken ağlanacak, aynı yemekler sevilecek,aynı anda kabız olunacak, mümkünse aynı anda ölünecek (Sonra ölmeyeniniz tekrar evlenmeye falan kalkıyor çünkü hiç hoş olmuyor!).  Kısacası evliysen eğer, 'sen' olmaz, 'ben' olmaz... 'BİZ' olur!

5- Birbirinizden habersiz tuvalete bile gitmeyin.

Duyumlarıma göre aranızda kafasına göre takılanlarınız varmış, ayrı ayrı hobiler edinenleriniz varmış, 'Yooo...Evlilik böyle de çok keyifli, her şey de yolunda' diyenleriniz varmış! Duymamış olayım... Bu müesseseyi size yedirtmem arkadaş! Başımıza yeni yeni icatlar çıkarmayın. Evliliği iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız...Evliliğin hakkını vermek istiyorsanız... Tuvalete bile gitmek için eşinizden izin alacaksınız. Ne demiş ünlü bir türk şair: 'Nerdesin aşkım?/ Burdayım aşkım...' ( Cemel sürayya yazınca böyle iki mısra oluyor da biz yazınca mı olmayacak...Peh!)

6- Sosyal medya hesaplarınızı ortak açın.

Ya size evlenince sosyal medyadan kopun gidin demiyoruz. Yine aktif olun, yine fotolar paylaşın ama racona uygun olsun. Evlilikte ayrı gayrı olmaz. Hesabınızı ortak açacaksınız.

Bir kere profil resminiz eşinizle yanak yanağa çekilmiş olmalı. Çocuğunuz olduğunda çocuğu da araya sıkıştırıp bir selfie çalışması yaparsınız artık. İkinci çocuk da eklendiğinde artık mecbur, selfie'yi go pro ile yapacaksınız yoksa kadraja sığmakta güçlük çekebilirsiniz. Gördünüz mü her şeyin bir hal çaresi var. ( Bu ortak hesap açmanın tek kötü yanı boşanmalarda 'Ortak hesabın velayeti kimde kalacak?' derdi oluyor, canım onu da bi şekilde çözersiniz işte.)

7- Akrabalarınıza eşinizden çok zaman ayırın.

Haftanın altı günü çok afedersiniz  eşşşşşekler gibi çalışıyor olabilirsiniz; market alışverişi, çocukların ödevi, ev temizliği derken tek bir tatil gününüzde kendinize bile ayıracak zamanı zor buluyor olabilirsiniz. Varsın olsun. Evlilik zoru başarmaktır. Ne yapıp edip zaman yaratılıp her pazar kaynana görümce hısım akraba toplaşıp bir mangal yakmalısınız. Gelenek, görenek, örf, adet ve ananelerimiz bunu gerektirir.

8- Seksi tadında bırakın.

 Ya ben konuda fazla konuşmak istemiyorum ve sazı atalarıma bırakıyorum. Onlar açıklasın bu maddeyi. Ya bizim ne kadar güzel atasözü, deyim ve özdeyişlerimiz var Allah aşkına bi açın okuyun. Bakın ne demiş atalarımız: 'Tatmak da bir... Doymak da bir' . Yani ne diyor: ' Tadına bak, bırak... Ne uzatıyorsun. İlla doyacak arkadaş!' Bir diğer atasözümüz mesela : 'Azı karar çoğu zarar'... Yani diyor ki: ' Ayda bir neyine yetmiyor, tavşan mısın sen? Yarın iş güç var, yat zıbar!' Yine bir başka atamız şöyle söylemiş: 'Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz' Yani ne diyor: 'Ben istiyor rujjj... sen diyor dujjj!' Hep Grinin elli tonu karıştırdı sizin kafanızı anlıyorum ama  EVLİSİN SEN EVLİ KAL! GİY ÇİZGİLİ PİJAMALARI!

9- Hobi edinmeyin, Kişisel gelişmeyin.

Yukarıdaki 8 maddeyi dikkatli okursanız zaten anlarsınız arkadaş, 'Evlilik' ve 'Kişisellik' ayrı dünyaların kavramlarıdır. Öyle kafama göre hobiler edineyim, kendimi geliştireyim, yeni bir çevre edineyim, boş zamanlarımda kendime bir faydam olsun... Bak bak baaak.... Laflara bak laflara! Yaw sen hayırdır? Bunca evli insan bilmez mi kendine yatırım yapmayı, bilmez mi kişisel gelişimi? Yani bu koskoca evlilik müessesinin süper zekalısı bir sen misin. Bunca insanın bir bildiği vardır elbet. Çok sıkılıyorsanız oturun evde didişin ne güzel işte, hazırcevaplık yeteneğinizi geliştirirsiniz. Hiç değilse günlük hayatınızda da faydalanırsınız.

10- Kilo alın, kırışın, buruşun, ağarın, sarkın.

Aranızda fitness salonlarına yazılanlar varmış, yazdırmaaam!... Aranızda orasına burasına botox fıcıttıranlarınız varmış, fıcıttırmaaaam, aranızda 'kefen parası' diye ayırması gereken parayı estetik cerrahlara yedirenleriniz varmış, yedittirmeeeem.

 Evliliğin birinci altın kuralı nedir gelin hep birlikte hatırlayalım : Tabii ki 'kilo almak' . Bu doğanın bir kanunudur. Yerçekimi kadar gerçektir. Zamanla bunlara; göbek çıkması, gıdı sarkması, popo düşmesi de eklenir. Olsun... Bunlarla mücadele etmeyin, barışın. Salın ya kendinizi. Ooohh misss...Evli olmak bunu gerektirir.

 Aranızda; iki çocuk doğurup, genç kız gibi fildir fildir pilateslerde gezenleriniz var farkettim, fitness salonlarında vücut yapanlarınız var gördüm, estetik cerrahlara sağını solunu toplatanlarınız var duydum! Kısacası,  GÖRDÜM, DUYDUM, BİLİYORUM! Sizi İsrail mi tutuyor, Amerikanın mı maşasısınız, dış mihrakların oyunu musunuz anlamadım ama gidin belanızı buralarda aramayın. Eski köye yeni adet getirmeyin arkadaş! Evliyiz biz!...

                           Gabrielle JEANE ' den sevgilerle.....


google - site - verification: google6a64f2bf44ffd5fb.html