Çeşme - Alaçatı

      ALAÇATI HAKKINDA…

İşten güçten, birbirinin aynısı günlerden, koşturmacadan, aynı yüzlerden sıkılıp bunalınca ‘hadi!’ dedik… Çeşme’nin tam zamanı. Mayısın son haftasıydı. Hava limonata gibi, henüz aşırı sıcaklar bastırmamış, Alaçatı’nın o güzellim sokaklarında insan seli başlamamışken, atladık uçağa ver elini İzmir. Hemen bir kıytırık araba kiraladık. Önce İzmir’i turladık. Üniversite yıllarımı geçirdiğim, ilk’ler yaşadığım, çok sevdiğim şehri turlarken anılarımı yad ettim. Sonra Çeşme otabanından yarım saatte hooop çeşmedeyiz. İlk birkaç günü Ilıca’da geçirdikten sonra, Alaçatı’ya geçtik… Her zamanki gibi Alaçatı’ya doyamadan döndük…

     ALAÇATI TURİZMİN YENİ GÖZDESİ…

Yaklaşık 10 yıl önce, yani benim üniversite yıllarımda da Alaçatı çok güzeldi fakat bu kadar popüler değildi ve bu kadar kalabalık değildi. Şimdi daha da güzel. Her geçen gün yeni butik oteller, kafeler, restoranlar ekleniyor; festivaller düzenleniyor. Ama yine de sezonda gitmeye tahammül edemiyorum. O güzelim taş sokaklardan insanlar fışkırıyor. Bence en güzel Alaçatı mevsimi: ilkbahar sonu veya sonbahar başı… Tavsiye ederim…

1980’li yılların sonuna kadar Alaçatı saklı kalmış bir inci gibiymiş. Ekonomisi de tamamen tarıma dayalıymış. 1990’larda Alaçatı’nın meşhur rüzgarını keşfeden yabancı sörfçülerin de etkisiyle Alaçatı’nın yıldızı parlamış. Günümüzde Alaçatı ekonomisi ticarete ve turizme dayalı hale geldi.

     ULAŞIM:

Alaçatı’ya İstanbul’dan kendi aracınızla gelmek istiyorsanız. Yenikapı-Bandırma feribotundan indikten sonra,  Balıkesir- Manisa – İzmir yolundan yaklaşık 340 km yolunuz var. Yani dört-beş saatte ulaşabilirsiniz. Alaçatı’ya otobüs seferleri mevcut. Uçakla geliyorsanız İzmir Adnan Menderes Havalimanından Çeşme servislerine binebilirsiniz.

     ALATZATA’DAN ALAÇATI’YA…

Alaçatı’yı bu kadar şirin yapan, cumbalı taş evleri ve taş sokaklarıdır. İlk gittiğimde bana yunan adalarının dokusunu anımsattı. Bu çok normal, çünkü Alaçatı’yı Alaçatı yapan aslında Rumlar.

Alaçatı tarihi teee İyonya’ya kadar dayanıyor. Alaçatı’nın antik çağdaki ismi ise ‘AGRİLİA’.

Lafı fazla uzatıp, işi tarih dersine çevirmeyelim ama 1830’da, bölge ayanı ‘Hacı Memiş Ağa’ (ki Alaçatı’da bu ismi çok duyarsınız) Sakız adasındaki Rum nüfusunu bu bölgeye çağırmış. Aslında amaç, bölgedeki bataklıkları kurutmak için Rum işçileri çalıştırmakmış. Daha sonra Türk köylüler tarlalarını Rumlara kiraya vermeye başlamış. Rumlar da bu bölgede yerleşik duruma geçmiş, bağcılık yapmaya başlamış, bölgede çıkarılan taşlardan günümüzde Alaçatı sokaklarının karakterini oluşturan cumbalı taş evlerini ve taş sokaklarını inşa etmişler. Alaçatı’nın mimari dokusu böyle oluşmaya başlamış.

1923’teki mübadele ile, bölgedeki Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş. Üzüm bağları ve şaraplarıyla adını duyurmaya başlayan bu bölge, yeniden Türk nüfusun gelmesiyle, kavun ve tütün yetiştiriciliği ve hayvancılığa dönmüş. Rumların ‘Alatzata’ dedikleri bu bölgeye Türkler ‘Alaçatı’ demeye başlamış.

      ALAÇATI’DA BUNLARI YAPMADAN DÖNMEYİN:

  1. Alaçatı’nın simgesi haline gelen dört taş yel değirmenlerini ziyaret edin. Bölgenin tepe noktasında ve harika bir manzarası var.  Zamanının teknoloji harikası olan bu yel değirmenlerinden, yeni enerji harikaları olan rüzgar güllerinin manzarayı nasıl güzelleştirdiğini göreceksiniz.
  2. Alaçatı sokaklarını arşınlayın. 100-150 yıllık taş evleri, Arnavut kaldırımlarıyla size çok keyifli anlar yaşatacak ve bir sürü renkli fotoğraf çekme imkanı bulacaksınız.
  3. Alaçatı’nın taş butik otellerinde konaklayın.
  4. Ege’nin lezzetli otlarından yapılmış yemekleri ve mezeleri tadın.
  5. Cam ve seramik atölyelerini ziyaret edin. Workshoplara katılın. Antikacıları gezerek zamanda yolculuk yapın.
  6. Alaçatının birbirinden güzel plajlarının, beyaz kumunun ve berrak denizinin tadını çıkarın. (Yalnız su biraz soğuk, hava da biraz rüzgarlı… Benden söylemesi…)
  7. Tatilinizi temmuz – ağustos arasına denk getirebilirseniz ’Rüzgar Sörfü Şampiyonası’ nı izleyebilirsiniz.
  8. Sakızlı kurabiye ve sakız reçelinin tadına bakmadan dönmeyin. Hatta meşhur ‘Dutlu Kahve’de oturup şöyle güzel bir sakızlı türk kahvesi de içebilirsiniz.

 

ALAÇATI FESTİVALLERİ

ALAÇATI OT FESTİVALİ (Mart):2010 yılından beri yapılan bu festival her geçen sana daha fazla popüler oluyor. Bu festival ile Alaçatı’nın zengin doğasını ve otların çeşitliliğini tanıtmanın yanı sıra, bu otlarla yapılan birbirinden lezzetli yemeklerin unutturulması ve yeni nesillere aktarılması da amaçlanıyor. Bir de festivalde her sene bir ot teması oluyor, mesela geçen sene yapılan festivalin teması ‘ebegümeci’ iken bu senenin teması ‘radika’ otu. Bu otlarla yapılan yemeklerin tanıtılmasıyla kalınmıyor, sağlığa etkileri ve şifaları hakkında da bilgi veriliyor. Festival her sene Mart ayı sonunda düzenleniyor.

              

           IF İSTANBUL BAĞIMSIZ FİLMLER FESTİVALİ –ALAÇATI (Şubat):

           14 yıldır yapılan ve yaklaşık 80000 kişilik bir izleyici kitlesine ulaşan If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin bir ayağı da şubat ayında Alaçatı’da gerçekleşiyor.

           PWA WINSURF DÜNYA KUPASI (Ağustos):

         2007 yılından bu yana PWA windsurf dünya kupasının bir ayağı da Alaçatı da gerçekleşiyor. Alaçatı tatilinizi Ağustos ayına denk getirirseniz hem bu heyecanlı yarışı izleyebilirsiniz hem de windsurf dünya kupasıyla eş zamanlı yapılan ‘SURF SOUND FESTİVALİ’ ne katılabilirsiniz. Bu festivalde de dj ve canlı müzik performansları sergileniyor. Bir taşla iki kuş! ;)

          ALAÇATI ULUSLARARASI AÇIK DENİZ BALIK TURNUVASI (Ekim)

          Her sene Ekim ayında bir araya gelen Türkiye’nin en iyi balıkçıları sayesinde Alaçatı Uluslararası Balıkçılık Turnuvası artık sadece Türkiyenin değil Avrupanın da en büyük sportif balıkçılık turnuvası olma özelliğini taşıyor.

         GERMİYAN FESTİVALİ (Ekim)

         İlk kez 2014’te Çeşme’nin Germiyan köyünde düzenlenen bu festival kısa sürede çeok ses getirdi. Modern yaşamın ‘fast food’ kültürüne tepki olarak birbirinden lezzetli ve sağlıklı yöresel yemekleri ön plana çıkaran ‘ slow food’ yaklaşımını ortaya atan köylüler festival boyunca yöresel lezzetleri sunuyorlar. Amaçları, özellikle de ot ağırlıklı bu harika yemeklerin, reçellerin, salamuraların unutturulmaması. Ayrıca sabun yapımı atölyesinde veya germiyan ekmeği yapım atölyesinde de workshoplara katılıp keyifli deneyimler yaşayabilirsiniz.

          ALAÇATI PLAJLARI:

          AYA YORGİ KOYU:

        Suyu buz gibi ama inanılmaz berrak, Çeşme’nin diğer yerlerine göre daha az rüzgarlı olduğu için su nispeten durgun ve yüzmek çok keyifli. Çeşme de beach eğlencesinin kalbi Aya Yorgi koyu. ‘Sole&Mare’, ‘Tren’, ‘Pi Cafe’, ‘Babylon’ çeşmenin en cıngıfırlı beach işletmeleri.

 Ben ‘Sole&Mare’ ye takıldım. Çok da sevdim. 2016 Haziran ayı için giriş ücreti kişi başı 50 tl. Ön saflarda güneşlenmek isterseniz 250 tl’cik daha veriyorsunuz fakat sizi gayet güzel şımartıyorlar. Buzlu kovalarda içkileriniz, meyveniz vs… Yemekler çok pahalı değil. Yok beni ön saflar da kesmez illa ki ben iskelede güneşlenmeliyim diyorsanız 1000- 1500 tl civarında bir para ödemeniz gerekiyor.

     PİYADE KOYU VE PLAJI:

Piyade koyu da rüzgar almayan bir konuma sahip. Muhteşem bir kumsalı var. Burada gündüz su sporları yapıp gece ‘eller havaya.. dıp tıs dıp tıs…’ takılabilirsiniz.

     ALAÇATI ÇARK PLAJI

Alaçatı demek rüzgar demek, rüzgar demek Alaçatı demek diyenlerdenseniz doğru adrestesiniz. Sürekli rüzgar alan konumu ve sığ suyuyla sörf öğrenmek için çok isabetli bir yer.

     PAŞA LİMANI PLAJI

Ben bu plaja gitmedim fakat gidenlerden methini çok duydum. Keşfedilmemiş ama hem suyun ısısıyla, hem berraklığıyla, hem kumsalın temizliğiyle çok güzel bir yermiş. Burda mekan olarak bir tek ‘Aqua Beach Club’a takılabilirsiniz.

     BOYALIK KOYU:

Burası da Çeşme’nin güzide koylarından. Altın Yunus Tatil Köyü ve Boyalık Beach Hotel’de kalırsanız, boyalık koyuna doyarsanız.

     SAKIZLIKOY:

Buraya da gidemedim henüz fakat söylenenlere göre akvaryum gibi bir koymuş. Kalabalıktan kaçıp huzur arayanlar için biçilmiş kaftan. Benden söylemesi!...

     ÇİFTLİKKÖY- PIRLANTA PLAJI

Fazla bir şey söylememe gerek yok, tevekkeli değil adının ‘pırlanta’ plajı olması. Kıyıdan itibaren 250 m. Boyunca suyu çok sığ olduğu için ve iyi rüzgar aldığı için burası sörfçülerin mabedi gibi.

     ALTINKUM PLAJI:

Bu plajda bir tropik ada havası var. Fakat her güzelin olduğu gibi bu güzelin de bir kusuru var; suyu çok soğuk arkadaş! Ağustos’tan önce gidilmez.

     ILICA PLAJI

Ilıca plajı deyince benim aklıma ‘ Sheraton Çeşme’ geliyor. Ben de bu tatilimde bir süre orda kaldım. Dolayısıyla Ilıca Plajına doydum. Bembeyaz kumları ve turkuaz rengi denizi muhteşem. Amma ve lakin bitmek bilmeyen bir rüzgarı var…

 

                  ALAÇATI’DA NERDE NE YENİR?

               Sanırım bu yazının benim için en zor başlığı bu, çünkü saymakla bitmeyecek gibi. Gerçekten çok fazla mekan var, her geçen gün de yenileri ekleniyor. Birçoğunun dekorasyonu sevimli, ortamı sıcak. Yemekler, mezeler, deniz mahsulleri yeme de yanında yat…

               Efendim malumunuz zaten Ege bölgesi zeytinyağlıları ve otlarıyla meşhur. Ben de bir Adana’lı olarak, 9 Eylül Üniversitesini kazanıp, İzmir’e ilk gittiğimde bu ‘ot’ kültürünü biraz yadırgamıştım fakat sonradan sonraya müptelası oldum. Alaçatı da çok zengin yemek kültürü olan bir yer. Birbirinden güzel mezeler, yemekler tadabileceğiniz çok yer var ve her geçen gün de yenileri ekleniyor. Bu konuda yemek bloggerları çok daha detaylı bilgiyi sizlerle zaten paylaşıyorlar. Ben kısaca en beğendiklerim ve en çok öne çıkanlardan bahsetmek isterim:

               DUTLU KAHVE ( Since 1969 bir Alaçatı, Hacımemiş klasiği… Gündüz köy kahvesi, gece meze evi gibi bişi…)

               EFLATUN ( Hacımemeiş mahallesinin gözdesi. Her gün en az 10 çeşit meze taze olarak hazırlanıyor. Ortam güzel, Ege mutfağı güzel, Rakı güzel, karşınızda oturan da güzelse, siz daha da bi güzelsini!)

               ASMA YAPRAĞI ( Bence ‘kabak çiçeği dolması’ yemeden ölmeyin… Asma Yaprağı bu konuda güzel bir deneyim yaşamanıza yardımcı olabilir.)

               SU’DAN RESTORAN

               KUMRUCU ŞEVKİ

               KUMRUCU HÜSEYİN

               KAPARİ BAHÇE (Tam bir Ege bahçesi. Ortam ve yemekler çok güzel.)

      NERDE KALDIM?

      Çeşme'de tatilimin ilk bir kaç gününü Ilıca'da Sheraton'da geçirdim. Sheraton artık Çeşme'nin eskisi fakat hala plajı çok güzel. Yemekleri de bi harika. Çeşme'de demirbaş diyebiliriz.

      Tatilimin sonraki bir kaç gününü de Alaçatı'da, Chigdem Butik Otel'de geçirdim. Gerçekten çok keyifli bir Otel. Kesinlikle tavsiye ederim.  İşte fikir sahibi olabilmeniz adına bir kaç foto:

      Chigdem Hotel, Alaçatı:

                 

                                                                               Çeşme,  Alaçatı Şimdilik benden bu kadar... Çok gezin, çok sevin, çok gülün...

                                                                                                                                                                                              Zelal

KAYNAKÇA:

http://yemek.com/alacati-gezilecek-yerler-mekanlar/#.V1NBzfmLShc

http://www.vedatmilor.com/alacatida-72-saat/

Alaçatı Hakkında… / Alaçatı Turizm Derneği Yayını


google - site - verification: google6a64f2bf44ffd5fb.html